|
|
|
Hakan Köksal 18-01-2005 Tuhaf bir şeyden bahsedicem şimdi size… Şehirde geziyorsunuz. Canınız birden sıkma portakal ya da greyfurt suyu içmek istiyor. Nerede içersiniz? Hemen cevap vereyim : bir yer hariç hiçbir yerde…
Pekiii, canınız adam gibi bir kahve, ama öyle
fabrikasyon bir kahve değil, adam gibi filtre kahve çekti, nerede içersiniz?
Yine cevap veriyorum. 1 yer hariç hiçbir yerde. Bu delirtici halet-i
ruhiyeden, o 1 yerin varlığını düşünerek çıkıyorum. Bahsettiğim yerin neresi
olduğunu anlamışsınızdır belki. Cafe Siesta. Nalbantoğlu’ndaki cafenin Zafer
Plaza’da şubesi de var. Ve iyi ki var. Bir dönem tartıştığımız ve aleyhinde
yazılar yazdığım Müşfik Çırpanlı’nın işlettiği Cafe Siesta, yıllardır
“kaliteli bir cafe nasıl olur?”u gösteriyor müdavimlerine. Bursa gibi cafe
kültürüne yabancı bir şehirde “Don Kişotluk” yapıyor. İstese başka işlere
girer, çok daha fazla para kazanırdı. Ama Müşfik işini çok seviyor ve geçmiş
yıllardaki tartışmamızın ekseninde yer alan “bu kent insanına batılı anlamda
yeme-içme kültürünü anlatma misyonu”nu ısrarla taşıyor.
|
|